Ölüm ile ilgili sözler

Ölüm ile ilgili söylenmiş sözler.

Uyuyan milletler ya ölür, ya da köle olarak uyanır!

Efendiler biz hayat ve istiklal isteyen bir milletiz. Ve yalnız ve ancak bunun için hayatımızı yok etmeyi göze alırız.

Allah ile olduktan sonra ölüm de, ömür de hoştur.

Gel de birbirimizin kadrini bilelim. Çünkü ansızın ayrılacağız birbirimizden.

Hiçbir kimse dünyaya sigara alışkanlığı ile gelmemiştir. Tek önlenebilir ölüm nedeninin (Sigara) olduğunu bil.

Ölmüşlerinizi yalnız hayır ile anınız, iyi olmayan hallerinden bahsetmeyiniz.

Kalplerinizi çok yemek ve çok içmekle öldürmeyiniz.

Aşk, ölümü geciktirir.

Gülmek için mutlu olmayı beklemeyin belki gülmeden ölürsünüz.

Kahraman, çevresinde ölüm yaymaz, ama ölüme meydan okur.

Vatan için ölmekse kaderim, böyle kaderin ellerinden öperim.

Bir insan doğarken ağlamalı, ölürken değil.

O şekilde yaşamalısın ki, öldüğün zaman tabutçu bile matem tutsun.

Bütün günler ölüme gider, son gün varır.

Sadece ölüler savaşların sonunu görmüştür.

Ölmek değil, utançtan ölmek korkunç olan.

Ölüm fikrini her zaman aklında bulundur. O zaman asla kötü bir şey yapmaz, niyet dahi etmezsin.

Gerçek soru ölümden sonra yaşamın var olup olmadığı değil, ölümden önce senin hayatta olup olmadığındır.

Cenette melek, önemli biri değildir.

İyi bir doktor hasta olmaz, ancak ölür.

Öleceğimizi bilmek hayatı şakaya çevirir.

Öldüğün zaman, çocuğunun sayesinde yeniden hayat bulursun.

Savaşırken ölenleri kahraman yapan, ölümleri değil, ölümlerinin nedenidir.

Paranın öldürdüğü ruh, kılıcın öldürdüğü bedenden fazladır.

Ya özgür vatan ya ölüm!

Her dostun ölümü kayıptır; ama bu sevgiden kayıp anlamına gelmez; sevgi ölümle eksilmez, artar, büyür, yoğunlaşır, sıcaklaşır.

Zenginler savaş yaptığında, ölenler daima fakirdir.

Dostlarmız yaşarlarken yakınlık göstermeyi öğrenelim, öldükten sonra değil.

Ne hoş bir güzelliği vardır, hafif adımlarla, dünyadan gülümseyerek geçenlerin. Kimseye bir kötülüğü dokunmadan yaşayanların. Onurlu bir yaşamı seçenlerin.

Bir gün ölürsem, öldüğüm günü değil, doğduğum günü hatırlayın.

Bizi düşünmeye alıştırmamışlar. Üstelik de düşünmeyelim diye ellerinden geleni yapmışlar. Allah beterin beterinden saklasın derler. Bir de düşünenleri, gelin şuna düşünenleri demeyelim, düşünmeye çabalayanları hep öldürmüşler.

Sanki dünya, ölünün başucunda açık kalmış bir radyo.

Burası dünya! Ne çok kıymetlendirdik... Oysa bir tarla idi; ekip biçip gidecektik.

Dünya topraktan ibaret; bugün üstünde yatıyoruz, yarın altında.

Bilge insan hiç bir kurala bağlı kalmamalı, dünya ediminden uzak durmalıdır, yönetimle ilgilenmemeli ve ölümden sonraki süreç hakkında da kendisini özgür hissetmelidir.

İki şeyi asla unutma: Allah'ı ve ölümü. İki şeyi de unut: yaptığın iyiliği, gördüğün kötülüğü.

Ölüm, insanları bir işe yaramamaktan kurtarır.

Ölüler hayata döner mi? Kitaplar hayır diyor, gece evet diye haykırıyor.

Ölümdür yaşanan tek başına, Aşk iki kişiliktir.

Ağaç olacağım, toprak olacağım, su olacağım, geleceğim yine geleceğim.

Yoklansın kafası, mezarda her ölenin, farkı var mı bakalım, hükümdarla kölenin?

Sevmeyi bilmeyen, ölmeyi bilmez.

Ölüler yaşayanlardan daha çok çiçek alır, çünkü pişmanlık minnetten daha güçlüdür.

Uluslar, bireyler gibi yaşayıp ölürler; ama uygarlık ölmez.

Cesaret insanı zafere, kararsızlık tehlikeye, korkaklık ise ölüme götürür.

Hayat, ölümün sonsuz uykusunda bir rüyadır.

Mezarlıklar, vazgeçilemez insanlarla doludur.

Deprem öldürmez, tedbirsizlik öldürür.

Ölümden neden korkayım ki, ben varken o yok, o varken ben yokum.

Biri ölür üzülmezsiniz, sonra sandalyede asılı hırkasını görürsünüz, o hırkanın duruşu kalbinize oturur.

Mezardakilerin pişman oldukları şeyler için diriler birbirini yiyor.

Öldüğün zaman ölü olduğunu bilmezsin. Bu başkalarına acı verir... Aynısı aptal olduğun zaman da geçerlidir...